Değer Bilmek, Şükran ve Farkındalık

Yaşamınızda büyük sorunlar olmamasına, her şeyin günlük akışında, iyi gitmesine rağmen mutlu hissetmediğinizi, zihninizde kaygı ve endişenin bulunduğunu zaman zaman fark edebilirsiniz. Mutsuzluk belirli bir nedenle ortaya çıkmak zorunda değildir, genellikle zihinde bir program haline gelmiştir. Sabah uyanırsınız ve o program devam eder.

Peki, ne gibi yeni alışkanlıklarla bu programlamayı bizi ilerletecek şekilde değiştirebiliriz?

Bu noktada Kanada, Toronto York Üniversitesi’nin, yoğun stres bozukluğu yaşayanlarla gerçekleştirdiği bir araştırmasına değinmek isteriz. Araştırma gereği 200 kişilik bir grup ikiye ayrılır; 7 gün süren bu araştırmada bir grup, özel hazırlanmış iyi hissettirecek müzikleri dinlerken diğer grup “Şükran, Takdir, Değer bilme Egzersizleri” yapar. Şükran egzersizi yapan grup, her akşam gün içinde yaşadıkları teşekkür ve takdir ettikleri 5 adet şeyi yazar. Araştırma sonucunda, öz kritiğe eğilimli, kaygı bozukluğu yaşayan bu kişilerde şükran egzersizleriyle büyük bir değişim görülmüştür; depresif semptomlar azalmış ve mutluluk seviyeleri artmıştır. Müzik dinleyen grupta da gelişme görülmüş ancak bu denli etkili bir sonuç alınamamıştır.

Hayatınızdaki iyiliklerin değerini bilinçli olarak fark etmek, paradigmaların olumluya doğru değişmesine, olaylara ve insanlara farklı bir pencereden bakmanıza yardım eder. İstediğiniz her şeye sahip olamazsınız ama hayatınızda olan iyi şeylerin farkına vararak onların değerini anlayabilir, ruhunuzu daha çok huzurla doldurabilirsiniz.

Değer bilme, şükran egzersizini günün her saati yapabilirsiniz ancak eğer uygunsa akşamları yapmanız o günü iyi duygularla kapatmanızı sağlayacaktır. Dingin Kafa içindeki Değer Bilme egzersizi konuyu ayrıntılarıyla uygulamanızda yardımcı olacaktır. Ayrıca kendiniz yazılı olarak da bu uygulamayı yapabilirsiniz:

Kalem kâğıdınızı hazır ederek sessiz ve sakince oturun ve nefesinize odaklanın. Zihninizi günlük telaşın içinden biraz olsun uzaklaştırdıktan birkaç dakika sonra, hayatınızda değerini bildiğiniz, şükran duyduğunuz 10 şeyi yazarak teşekkür edin. Her biri için ayrı bir teşekkür cümlesi kurun. Yazdığınız her maddeyi zihninizde canlandırmanız bu uygulama için gerçekten önem taşımaktadır. Her kelimeyi hissedin. Yazmak için değil, içtenlikle hissetmek için yazın. Ve bu uygulamayı her gün tekrarlayın.

Çok küçük de olsalar, iyi şeylere teşekkür etmek, güç veren bir kaynakla kurulmuş bir bağlantı kablosu gibidir. Düşünceler ve duyguların birbirini etkilediğini biliriz. Neden- sonuç ilişkisi içinde düşünceleri değiştirerek duyguları etkileriz. Duygu, bulunduğunuz enerjinin (titreşimin) bilinçli farkındalığıdır. İyi titreşimi içinizde çoğaltıp çevrenize yayabilirsiniz. İç huzur da bir seçim, tıkanıp kalmak da bir seçimdir.

Her iyi şeye, teşekkür edin. İyi, umutlu ve güçlü hissedin, böylece çevrenize umut ve güç yayın.

Yazan: Selmin Erk

Düşünce Alışkanlıklarımız ve Farkındalık

Düşünceler aslında birer tohum gibidir. Ekilen bitki tohumuna dikkatimizi verir,  düzenli sular, toprağını verimli hale getirerek onun güneş almasını sağlar ve bakımını yaparsak, büyüyecektir. Biz de dikkatimizi yapıcı düşüncelere vererek, onları besleyerek güçlenmelerini sağlayabiliriz. Ancak her tohumun bir oluşum süresi vardır ve bu sürenin bir kısmı toprağın altında geçer. O sırada yokmuş gibi görünebilir. Düşüncelerin de davranışlarda ortaya çıkması için zamana ihtiyaçları vardır.

Anahtar, kararlılıktır.

Bugüne kadarki düşüncelerimiz, inançlarımız ve kararlarımızla bugünümüzü yarattık. Eğer değiştirmek istediğimiz sonuçlar varsa, değiştirmemiz gereken düşüncelerimiz var demektir.

Zihnimiz, başıboş dolaşırken genellikle sorunlara odaklanır. Bu gezegende yaşamanın mucizesini kalbimizde hissetmek yerine,  zaman zaman olumsuz düşüncelerimiz nedeniyle acı çekeriz. Bizi rahatsız eden konuları tekrar tekrar düşünürüz.

Elbette, dünyada olumsuz olaylar vardır.  Peki siz ne tür düşünceleri seçeceksiniz? Gücünüzü nereye yönlendireceksiniz?

Eğer zihnimizi ve düşüncelerimizi istediğimiz yönde güçlendirebilirsek, hem kendi içimizde hem de çevremizde daha çok barış ve uyum yaratmaya katkıda bulunabiliriz.

“Farkındalık” teknikleri, düşüncelerimizi izlemeyi ve yıpratıcı olanları daha başlarken fark etmemizi sağlar. Zihnimizi sakinleştirir, olumlu ve yapıcı düşüncelere açılmasına olanak tanır. Güçlendiren bu düşünme şekli zamanla bir alışkanlık haline gelir. Sonuçlar, bizin tekniklere inanıp inanmamamıza bağlı değildir. Konu hakkında sadece bilgilenmek de yeterli değildir, günlük düzenli uygulamalar beynin dokusunda yapısal bir değişim meydana getirir. Beyindeki bu yeniden yapılanma düşünme alışkanlıklarımıza daha çok huzur, bilgelik ve sevinç getirir.

Yaşamımızdaki olumlu değişimlerin kaynağı içimizdedir.

Yazan Selmin Erk

 

Hedef İmgeleme ve Farkındalık

“Liderlik, vizyonu gerçeğe dönüştürmektir.“ Warren Bennis

Yapılan araştırmalara göre, yapmak istediğimiz işin zihinde bir görselini oluşturmak, beyinde o eylemle ilgili bölgeleri harekete geçirmektedir. Belirli yöntemlerle yapılan yaratıcı hayal, felç geçiren hastaların yeniden hareket edebilmesinde ve sporcuların performansını arttırmada başarıyla kullanılmaktadır. Örneğin, ünlü kayakçı Mikaela Shiffrin olimpiyatlarda kazandığı altın madalya başarısında bu yöntemin büyük etkisi olduğunu söylüyor.

Beyin bilimine göre, bir resim pek çok sözcükten daha değerli olabilir. Kanıtlar, belirli bir hedefe ulaşmanın çeşitli yollarını hayal etmenin, beyni eyleme hazırladığını göstermektedir. Kişi gerçekleştireceği bir projenin zihin resmini oluşturursa ve üstünde düşünürse, beyni bunu bir çeşit yol haritası, yol rehberi ve motive edici olarak algılar.  Hedeflerine ulaşmak ve aşmak için yolunu bulmasına yardım eder. Hayalinizi gerçeğe dönüştürmekte yardımcıdır.

Eğer yapılacakları erteliyor veya bir noktada takılıp kaldıysanız, hayal etmek işinize çok yarayacaktır. Ancak gözlerinizi kapatarak hedefi gerçekleştirdiğinizi hayal etmek bazı yönlerden zor gelebilir. Hayal edecek kadar kendime güvenmiyorsam?… Hedefime pek çok kez ulaşamadım, hayal etmek kaygı veriyorsa… Belki kendinizi bu gibi düşüncelerle başa çıkmaya çalışırken bulabilirsiniz. Bu konuda size yardımcı olacağız.

Dingin Kafa “Liderlik” uygulamaları içinde hedef sahneleme egzersizi ile yaratıcı hayal gücünüzden yardım alabilirsiniz. Düzenli pratik yaparak beynin kaynaklarını koruyabilir ve yönlendirebilirsiniz. Böylece yararlı düşünce alışkanlıkları yaratır, gereken beyin bölgelerini düzenli çabaya davet eder ve hedefe yönelik güç toplamasına yardımcı olursunuz.

Yazan Selmin Erk

 

Olumsuz Düşüncelere Ara Vermek

Her gün 7-10 dakika “Düşünceler ve Duygular” Farkındalık egzersizlerini uygulamak, yıpratıcı düşünceleri fark etmek ve bu düşüncelerin bizi içine çekmesine karşı zihnimizi donatmak adına çok büyük katkı sağlar.
“Düşünceler ve Duygular” uygulamalarına ek olarak Dr. George Pratt tarafından önerilen aşağıdaki kısa egzersizi de zaman zaman uygulayabilirsiniz.
Bu uygulama sayesinde olumsuz düşüncelerinizi hızlıca keserek dikkatinizin odak noktasını değiştirebilir ve yaratıcılığınızı, verimliliğinizi arttırabilirsiniz. Kısa ama bir o kadar da etkili bu egzersiz, beynin planlayan, karar alan ve problem çözen kısmı olan ön loblara doğru kan akışını azaltarak, rahatlamasını sağladığı araştırmalarda görülmüştür. 
Diyelim ki uzun saatlerdir çalışıyorsunuz ve biraz da gerginsiniz. O halde zihninize dinlenme, tazelenme olanağını tanımanın tam zamanı!
Ya da sizi endişelendiren bir sorun, zihninizde sürekli dönüp durmakta ve odaklanmanızı zorlaştırmakta..
Bu sorunu veya yapmakta olduğunuz projeyi zihninizde tutun. Şimdi ayağa kalkın ve mümkün olduğu kadar hızlı 30 saniye yerinizde koşun. Durun ve zihin durumunuzun nasıl değiştiğine dikkat edin. Bu fiziksel hareketlenme, endorfin hormonunun salgılanmasına ve endişenizin azalmasına katkı sağlayacaktır.
Yaratıcılığınızı artırmak istiyorsanız bir an sakince durun ve iç sesinizi dinleyin. Odaklandığınız konuyla ilgili bir ilham var mı? Bir şey yoksa, 30 saniye boyunca tekrar yerinizde koşun ve kendinizi tekrar dinleyin.
İç sesinizin, ilhamın fısıltısını hemen duymasanız bile, bu egzersiz sayesinde bilin ki beyniniz üzerinde çalışmaya başladı bile!
Bu uygulamayı aralıklarla yeniden yapabilirsiniz.
Yazan Selmin Erk

Farkındalıkla Gözlemlemek

Öne çıkmanın zamanı ve geride durmanın zamanı vardır,

Sakin nefes almanın zamanı ve sık nefes almanın zamanı vardır,

Kabul etmenin zamanı ve reddetmenin zamanı vardır,

Bir araya getirmenin zamanı ve serbest bırakmanın zamanı vardır,

Şeylerin oldukları gibi olmalarına izin verebiliyor musunuz?”

Lao Tzu

Yaşamda huzurlu veya stresli, keyifli veya hayal kırıklığı yaratan olaylar yaşanabilir.  Kaygı verici durumlarda, stresin duygusal baskısı azalınca, insan daha özgürce düşünebilir.

Düşünce ve duyguların farkındalığı çalışmaları bize bunu sağlar. Düşünce ve duyguları, başlarken fark etmemize yardım eder. Böylece, bizi içine çeken girdaptan kurtulabilmek, kendimizi ve başkalarını suçlamadan, hemen eleştirmeden anlama ve gerekeni yapma alışkanlığı kolaylaşır. Bunu yapmak, her zaman olaylara pembe gözlüklerle bakmak demek değildir.

Şeyleri oldukları gibi izleyebilirsek, kendi davranışlarımızın, seçimlerimizin nedenlerini daha iyi anlayabiliriz. Önyargısız izleyebilmek çevremizdeki insanların gerçek ihtiyaçlarını daha iyi görebilmemize yardımcı olur. Böylece, farklı olasılıklara, başka bakış açılarına açık olur, neyi güçlendirip neyi bırakacağımızı biliriz.

Yazan: Selmin Erk

 

Farkındalık ve Bakış Açısı

 

İnsanın seçimlerinin veya davranışlarının altında yatan nedir? Biliriz ki, düşünceler, duygular, bedensel hisler ve eylemler birbirini etkiler. Bakış açısı, değişince diğerleri de değişir. Aynı olayı farklı yorumlamak, kişilerde farklı duygular yaratır. Bir insan çözüme yönelik eyleme hemen geçerken, diğeri harekete geçemez ve sonuç alamaz.  Harekete geçememek bazen mükemmeliyetçi olmaktan, bazen erteleme veya farklı değerlendirmeler sonucu ortaya çıkabilir.

Bir sorunla karşılaştığımızda bilinçaltımızdaki programlar ya eylem için bizi güçlendirir ya da tam tersi eyleme geçmekten alıkoyar.  Ve tüm kararlar, davranışlar beynimizde bu yönde nöron ağı bağlantıları kurar. Yapılan aynı yönde tekrarlar, bu bağlantıları güçlendirir. Negatif iç konuşmalar, gerçeğe dayanmayan endişeler, tekrarlarla zihinde yer edinir ve zamanla bilinçaltında kalıcı paradigmalar haline gelir. Mindfulness/Farkındalık, düşüncelerin farkındalığı uygulamalarıyla işimize yaramayan nöron bağlantılarını yani paradigmaları fark etmemizi sağlar. Düşünceleri değiştirebilmemiz için kapı açar.

Farklı yorumlarla anlatılan bu Lao Tzu öyküsü, olayların bakış açısına göre iki yönlü olabileceğine değinir. Sorunların ve olasılıkların birlikte olabileceğini hatırlatır.

Çinli bir köylünün çok güzel beyaz bir atı vardır. Çok sevdiği bu at, bir gün ortadan kaybolur.

Komşuları “Atını çok severdin, çok işine yarardı, şimdi ne yapacaksın, çok şanssızsın” der. Köylü “Şans veya şanssızlık belli olmaz” cevabını verir.

Birkaç hafta sonra atı yanında birkaç vahşi atla beraber geri gelir. Komşuları toplanıp köylüyü kutlar: “Atların çoğaldı, ne şanslısın!” Köylünün cevabı aynıdır: “Şans veya şanssızlık belli olmaz.”

Köylünün oğlu, vahşi atları eğitirken bir gün düşer ve bacağını kırar. Komşuları geçmiş olsun ziyaretine uğrar: “Ne şanssızlık, evin geçimini oğlun sağlıyordu, şimdi zor olacak size!”  Köylünün cevabı tanıdıktır: “Şans veya şanssızlık belli olmaz.”

Birkaç hafta sonra Çin, düşmanlarıyla çok zorlu bir savaşa girer. Köydeki gençler geri dönüşü olmayan bir savaşa giderken, bacağı kırık genci savaşa götürmezler. Komşuları köylünün çok şanslı olduğunu dile getirir. Ancak köylünün cevabı aynıdır: “Şans veya şanssızlık belli olmaz…”

 

Sözcüklerin Dinginliği ve Farkındalık

Zihinde yapıcı düşüncelere odaklanmak çaba ister. Aslında tüm bu süreç farkındalıkla başlar ve öğrenilebilir. Bazı insanlar genetik ve/veya çevresel olarak hayata olumlu başlangıçlar yapar. Çoğunluk ise, ya karışık düşünceler içindeki bir beyinin insafına kalacak ya da düşüncelerini yeniden organize ederek kontrolü ele alacaktır.

Nörobilimin gelişmesiyle insanlık tarihinde ilk kez, beynimizin kullanım kılavuzunu anlayabiliyoruz.  Bu konuda bilgi edinir ve doğanın en güçlü aleti- insan beynini düzgün yönetmeyi seçebiliriz. Hepimizin içinde gelişmeye yönelik bir öz vardır. Uygun koşullar sağlandığında serpilir ve büyür.

Sakin ve rahat bir durumdaysanız, huzurluysanız, ön lobunuzdaki bazı nöronlar, en arkaya serebellumun motivasyon bölgesine kadar nöron aksonlarını uzatabilir. Uzmanlar, beyin taramalarında bu durumun açıkça görüldüğünü belirtiyor. Ne kadar sakinleşirseniz, nöron aksonları birbirleriyle o denli iyi iş birliğine girebilir ve yıpratıcı düşünceler öğle uykusuna yatırılmış olur. Umutsuzluk veren düşünceleri bir kenara koymanın duygularınıza ve bedeninize iyi geldiğini içinizden siz de bilirsiniz.

Sorunları tekrar tekrar anlatmak beyne ne yapar? Stresli anılarınızı ve düşüncelerinizi ne kadar çok ve uzun anlatırsanız, beyninizde o kadar çok güçlenirler. Zihninizdeki sorunu 20 kelimeyle anlatmayı denediniz mi hiç?  Sorunu başarısızlık olarak değil de ders çıkarılacak bir durum olarak değerlendirin. Kayıplarınızdan neler öğrendiğinize odaklanın. Bu çeşit odaklanma, yaşadığınız durumu yeniden tanımlamanızı ve bakış açınızı değiştirmenizi sağlar. Böylece düşünce sisteminizde, eski kayıpları size hizmet edecek şekle sokarsınız.

Uygulamaya bir kâğıt kalem alarak hazırlanın.

  1. Başınıza gelen stresli bir olayı en çok 20 kelime kullanarak yazın.
  2. Bu durumun tekrarlamaması için neler yapmanız gerekir, ne dersler çıkarabilirsiniz? Olayın size öğrettiklerini sırayla yazın.

Bu kısa çalışmayla, düşüncelerinizin farkındalığı artacak, zihninizde söz konusu durum netleşecek, dikkatinizi soruna değil, ilerlemek için yapılması gerekenlere vermeniz kolaylaşacaktır.

Yazan: Selmin Erk

Farkındalık ve Davranış Alışkanlıkları

Mindfulness/Farkındalık gözlemleyip davranışlarınız arasında seçim yapma şansını verir.

Psikolog Dr Ruth Buczynski, ilk uygulamalarını söyle anlatıyor: “İlk önceleri, en kötü uygulayıcılardan biriydim. Sabah kalkınca veya evden çıkmadan, 5 dakika nefesimi izleyerek başladım. Yaptığım sadece ANDA var olmaktı, iyisi kötüsü yoktur. Aklıma sürekli yapılacaklar listesi, eski sohbetler geliyordu. Ancak zaman geçtikçe, gün içinde kendime daha hoşgörülü davrandığımı ve çevreme daha az tepkisel davranışlar sergilediğimi fark ettim. Hemen tepki verdiğim sıkıntılı olaylarda artık durup önce dinlemeye ve anlamaya çalışıyordum. Biri beni eleştiriyor olsa da, dikkatimi önce onu anlamaya vermeye başladım. Düzenli uyguladıkça kendimden daha hoşnut ve kendime daha güvenir oldum. Sonuçtan çok memnun kaldığım için uygulamaları günde 10 dakikaya, 15 ve 20 dakikaya çıkardım. Tabi ki alışkanlık edinmek, uygulama süresinden daha önemlidir.”

Bilinçli farkındalık ile meditasyonun farkını şöyle anlatıyor. “Farkındalık gün boyu yapılabilir; araba kullanırken, yürürken koku, temas, görüntü gibi duyuları hisseder, düşünceleri gözlemlersiniz. Bu tür egzersizler zihinde, sürekli konuşan iç sesi dindirir. Zihni, anda tutar, daha yaratıcı yapar. Meditasyon farkındalık çeşididir. Bizi gün boyu farkında olmak için eğitir.”

Kendinizi daha iyi gözlemleyerek, tepkiyi tetikleyen olayları, durumları, duyguları fark edersiniz.  Tepkisel olmak, sizi başka yapıcı seçenekleri görmekten alıkoyar, Farkındalık esnek olmanızı ve bu seçeneklerinizi görmenizi sağlar. Eşler arasında aynı tartışmaların sürekli yaşanması bundandır. Anlaşmazlıklar sırasında ani tepkiler vermek yerine, dürtüyle yanıt arasında bir alan yaratarak, düşünme şansı elde edip konuda daha önce göremediğiniz farklı seçeneklerin farkına varabilirsiniz.

Beden ve zihnin, kendini iyileştirebilme özelliğine sahip olduğunu biliriz. Parmak kesilir, kabuk bağlar ve zamanla yara iyileşir. Beyin de aynı şekilde kendini iyileştirebilir. Zihin eski kaygıların, negatif iç konuşmaların etkisi altında kalabilir fakat bugün kim olduğumuz veya yarın kim olacağımız bize bağlıdır. İnsan her zaman gelişir.

Dr Ruth Buczynski: “İnsan, kurban olduğunu kabul edebilir. Geçmişte yaşananlar, yetersizlik hissettiğimiz durumlar zihinde tekrar tekrar yer alır. Şartlanmalar ve kendimizle ilgili inançlar bu şekilde tekrarlamalarla oluşur. Böyle zamanlarda hep aynı geçmişte yaşarız. Anda yaşamak ise, bizi özgürleştirir, canlılık ve enerji verir.”

Eski şartlanmalardan kurtulmak için;

Her gün yeni bir şey yapın. Beyin, yeni bağlar oluşturur. Sizi şimdiye getirir. Gün içinde pek çok bilgi alır, aşırı bilgiyle yükleniriz. Farklı bir eylem, bizi bu bilgi yığılmasının içinden çıkarır. Ana getirir. Örneğin, mekanik konularda uzmansanız, dans, koro, yeni bir dil öğrenmek fark getirir. Bir dansçı içinse matematik öğrenmek farklı olabilir. Bugün, eve değişik bir yoldan gidin. Farklı kültürlerin mutfaklarından yemekler deneyin. Veya egzersiz yaparken biraz daha değişik bir hareket serisi yapın. Değişiklik, sadece insanın kendisinde değil, ilişkilerde de olumlu etki yaratır.

Zihninizdeki Korkuları Aşın

Farkındalık yaşadığımız hislerin, algıların, düşünce ve duyguların bilincinde olmaktır. Bu bilinci geliştirmek için iki öğe üzerinde çalışmaya başlayalım.

Biri, zihnin geçmiş ve gelecekte dolaşması yerine bulunduğu anda olması, bedende ve zihinde ortaya çıkanları olduğu gibi kabul etmektir. Zihnimiz genelde, geçmişe ve geleceğe dalmaya eğilimlidir. Farkındalık uygulamalarıyla yaşanan deneyimleri ve beraberinde ortaya çıkan düşünce ve duyguları, algıları yargılamadan kabul etmeyi öğreniriz. Böylelikle geçmiş pişmanlıklar veya gelecek kaygıların yerine anın keyfine varabiliriz. Zamanla elde edilen bir yetenek haline gelen Mindfulness/Farkındalık uygulamaları kötü anda alınan bir ilaç gibi değil daha çok her gün diş fırçalamak gibi öz bakım olarak benimsenen bir düşünce yapısıdır.

İkincisiyse, uzun dönemde beyin etkinliklerinde görünen değişimdir. Beyinde korkunun da işlendiği merkezde hareketlilik azalır ve daha az kaygılı olursunuz. Gerçekten stresli durumlarda bile daha serinkanlı olursunuz. Farelerle yapılan çalışmalarda görülür ki, tehlike algılayan farenin amigdalası hareketlenir. Ve hatta sürekli kaygılı ortamda bulunan farenin amigdalası büyür. Aynı büyüme sürekli stresli bir çevrede yaşayan insanlarda da görülmektedir. İlginçtir ki, 8 haftalık Mindfulness/Farkındalık eğitimi sonrası dış koşullar aynı kalsa bile amigdala’nın hareketliliğinin azalmasıyla boyutu küçülür. Küçülmesi ise daha az aktif olmasına neden olur. Bu teknik hem zor zamanda yaşam kurtarıcıdır hem de uzun dönemde, gelecekteki duygusal fırtınalara dayanıklılık ve ılımlılık sağlar.

Bu uygulamalar sadece gelecek veya geçmişte değil aynı zamanda bulunduğunuz anda yaşıyor olabileceğiniz kaygılı durumu fark etmenizi sağlar. Bu farkındalıkla etkinliği azalır. Yapılan araştırmalar, hissettiğimiz duyguyu fark etmek ve isimlendirmenin duygunun üzerimizdeki baskısını azalttığını gösterir. Stresi ve kaygıyı (mücadele etmek yerine) kabul etmek de aynı şekilde üzerimizde yarattığı etkisini hafifletir. Uygulamaları düzenli yapmak, depresyona, kaygıya, bağımlılığa, stresli düşüncelerden arınmaya yardımcı olur. Farkındalık zorluğu yok etmez fakat insanın direncini, dayanıklılığı artırır. Stres ortamında kararlılığını sürdürmesine destek olur.

Bir astronot, filmde astronot rolü oynayacak bir aktörü çalıştırmaktadır. Aktör onun ruh haline tam girebilmek için sorar;

  • Uzaya gitmeye nasıl cesaret ettin, benim asla öyle bir cesaretim olmazdı, çok korkar, dehşete düşerdim.

Astronot:

  • Bir yanış anlaşılma var sanırım. Cesaret korkmamak değildir, korkmana rağmen harekete geçmektir. Yapılması gerekiyorsa, korkmana rağmen yaparsın.

Farkındalık egzersizleriyle gelen dayanıklılık alkol almış gibi uyuşturucu bir etki göstermez. Durum karşısındaki dayanıklılığı artırır. Kişi, zihinde ve vücutta olan bitenin bilincindedir ve var olduğunu kabul eder. Beraberinde ılımlılık ve denge sağlanır.  Bastırmadan, kaçmadan, inkâr etmeden var olan koşullarda berrak ve çözüm odaklı kalabilir.

Öfkenizi Kolay Bir Stratejiyle Azaltın

Sık sık stres altında kalan insanlar, öfke ve gerginlikle tepki verebilirler. Popüler inanç, hayal kırıklığının yarattığı olumsuz duyguları tepkisel ifade etmenin bu duyguları etkili bir şekilde aşmaya yarayacağı yönündedir. Ancak sinirbilim bunu kabul etmiyor ve olumsuz duyguları ifade etmenin sizi daha huysuz yapacağını söylüyor. Kendinize sorun, “Bu duruma kızmaya değer mi?” Birine bağırırsanız, davranışınız onları savunmacı yapar ve onlar da öfkeyle tepki gösterebilirler.

Öfkeyi tehlikeli yapan şey şudur: Öfkeye kapıldığınızda bazen kızgınlığınızın bile farkında olmazsınız, bu durum aynı zamanda size yanlış bir güven duygusu ve iyimserlik verebilir. Aslında, zihninizdeki öfkeli düşünceler, beyninizin akılcı kararlar verme yeteneğine müdahale eder.

Öfkeyle başa çıkmanın birkaç kanıtlanmış yolu vardır:

Yargılayıcı veya tepkisel olmadan önce gözlemleyin. Bu tür duyguların yoğun yaşandığı zamanlarda gözlemleyici olmayı öğrenebilmenin en kolay yoluysa “Farkındalık” uygulamalarıyla anda ve sakin kalabilmeyi her gün düzenli uygulamaktan geçmektedir.

Sonra, her olumsuz duygu ve düşünceyi yeniden çerçeveleyerek olumlu, şefkatli ve çözüm odaklı yöne çevirmek için bilinçli bir çaba sarf edin. Bu uygulama ilk seferlerde ne kadar zor gelse de zamanla daha da kolaylaşacaktır.

  1. Her olumsuz düşünce için en az üç ila beş olumlu düşünce üretin. Psikolog Barbara Fredrickson tarafından yapılan araştırmalar bunun kalıcı iyimserlik oluşturmak için en hızlı yol olduğunu gösteriyor.
  2. Hayatınızdaki iyilikleri fark edin, değerini bilin ve takdirinizi belirtin. Takdirleriniz gerçek ve kalpten olsun.
  3. Şikayet etmeyi bırakın! Olumsuzlukları gözlemleyin ancak günlük hayatınızda var olan sıradan iyiliklerin de tadını çıkarın. Beyin aynı anda hem olumsuz hem de olumlu düşüncelere odaklanamaz. Bu yüzden yapıcı düşüncelere odaklanmayı tercih ederseniz olumsuz olanlara yer bırakmamış olursunuz.

Bilgi çok büyük bir güçtür. Ama gücünü hissedebilmek için kullanılması gerekir. Siz de Barbara Fredrickson’ın önerilerini kullanarak yaşamınıza Farkındalıkla güç katın.