Japonya’da bir üniversitede görevli bir profesör, Zen üstadına gider. Zen’in gerçek doğasını anlamak ister. Sorusu Zen’in felsefesini öğrenmekle ilgilidir. Profesör sorusunu dile getirir ve Zen hakkında konuşmaya başlar. Zen Üstadı sessizce çay ikram eder, profesörün çay fincanı dolduğu halde dökmeyi sürüdür. Çay taşmaya başlar. Profesör, “Doldu, doldu, koyma, daha çok almayacak” der. Üstad yanıtlar; “Zihnimiz de çay fincan gibi, kendi görüşlerimizle doludur. Fincanı boşaltmadan önce Zen’i nasıl görüp, kavrayabilirsin?”

Zihnimiz de öğretmeler gibi yargılar, değerlendirir. Hepimizin zihni az ya da çok böyledir. Fikir yürütür, her konuda olması gerekenleri söyleriz. Yargılarımız, değerlendirmelerimiz çoğunlukla başkalarının fikirleri, önyargılardır. Zihin, katı yargılarla, dogmalarla doluyken, dünyayı olduğu gibi algılamak için gereken esneklikten uzaklaşır. Hepimiz bakış açımızın az ya da çok yanlı olduğunu bilirsek, kesin yargıların da değişebilir olduğunu anlarız ve onlara takılıp kalmayız.

Düşünceler sadece düşüncedir ve kalıcı değildir. Yeni bir düşünce geldiğinde, onun sadece bir düşünce olduğunu kabul eder, belki de kalıcı olmayacağını fark ederiz. Bir nedenle gelmiştir, takılmadan serbest bırakırız. Kabul ve serbest bırakma süreci zihni yeni görüşlere hazırlar. Bir şeyi kavradığımızı, anladığımızı düşündüğümüz zaman bir çeşit iç görü gelir. Sanki her şeyden uzaklaşır ve bir anlık aydınlanma yaşarız. Günlerdir aklımızı oyalayan sorunun çözümü bir anda gelir. Şüpheler çözülür ve ortada olanı görürüz. Ya da tam ikna olmadığımız bir konuyu bir anda kavrar, ne yapmamız gerektiğini biliriz. İç görü, şafakta güneşin ilk ışıklarının sükuneti gibi ortaya çıkar. Olayları artık başka türlü görmeye başlar, yaşamı artık bu anlayışın etkisiyle sürdürürüz.

” Meraklı zihnin pek çok olasılığı vardır, kendini uzman sayan zihnin ise sınırlıdır.” Meraklı, esnek bir zihin yeni ve taze bakış açılarına olanak verir. Olasılıkları görmeyi kolaylaştırır.

Farkındalık uygulamalarında, gelen düşünce ve duyguları izlememiz istenir.  Yargılamadan düşüncelerin gelip gitmelerine izin veririz. Bu anda var olanı oldukları gibi gerçek doğalarıyla görebilmeyi ve serbest bırakmayı geliştirir. Kriz anlarında (işi kaybetmek, boşanmak vb) zihnin eski alışkanlıklarını bırakabilmesine ve gelişmeye fırsat yaratır. Zihni yeni iç görülere, yepyeni bakış açılarına hazır hale getirir.

Elbette kendi görüşlerimiz, bakış açımız vardır. Bu yaklaşım, tüm yorumlamaları, yargılamaları bırakalım ve bilgilerimizi unutalım anlamına gelmez, bilgiye erişmeyelim anlamına gelmez, kafamız karışık anlamına da gelmez.   Bildiklerimizin doğru olmadıklarını göstermez. Sadece bilgilerimizin sınırlı olduğunun farkındalığını gösterir. Dünyayı daha berrak görmemize izin verecek bir tutumu bilinçli seçmektir.

Meraklı zihin, yanılıyor olabileceğini düşünen, düşüncelere takılıp kalmayan bir zihin tutumudur, alçak gönüllü ve belirsizlik yaşanacağının farkında olmaktır. Kavrayışı engelleyen önyargıların ve dogmaların arasından görebilmektir. Farkındalık uygulamaları bir soruna çözüm bulmanın ötesindedir. Bilgece düşünmeye olduğu kadar bir çözüme de yol açabilir. Doğa üstü bir durum değil, sıradan bir deneyim, dünyayı olduğu gibi görme deneyimidir.

Özgürlüğe ve mutluluğa gidiş için temel oluşturur.

Yazan: Selmin Erk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s